Gezi yazısı yazmak üzerine


Gezi yazısı yazmak bir sanattır. Hmm, böyle banal bir başlangıç yapmamam gerekirdi değil mi? Yazmak sananttır sanat olmasına da günümüzde bir gezi blogu sahibi olmak, seyahat yazılarını kitlelere sunmak bir sanat olduğu kadar teknik bir meslek de. Arama motoru optimizasyonu (SEO), anahtar kelime sıklığı, cazip görseller, yazının yayınlanma zamanlaması, sosyal medya pazarlama teknikleri, web sayfası tasarımı, CMS, cloud storage...Eğer her birisinin detayına girersek iyi bir travel blogger olmanın aslında ne kadar da meşakkatli bir iş olduğu ortaya çıkar. Bir başka deyişle gez yaz yayınla dönemi çok gerilerde kaldı. Eğer seyahat yazılarınızın olabildiğince fazla insana ulaşmasını arzu ediyorsanız gezmek, görmek ve yazmaktan daha fazlasını yapmak zorundasınız. Bu yazıda bu detaylardan bahsetmeyeceğim. Bu konuyu, yani somut tavsiyeler ile daha iyi bir seyahat yazarı nasıl olunur meselesini ayrı bir yazı dizisi haline getirmeye niyetim var. Bu gün, bu yazıda, biraz kendi, her zaman iyi sonuçlar vermeyen, yazma tercihlerimden bahsedeceğim.

Thekkady - Güney Hindistan'da bir oyuncakçı ve rengarenk balonları
Eskiden, bir gezi yazısı bir seyahati ya temalara ayırır, ya da kronolojik olarak takip ederdi. Öyle ya da böyle doğrusal bir takip mümkün olurdu böylece. Yeni bir şehir ya da ülkeden bahseden yazılarda tarih, doğa, mutfak diye de gidebilirdiniz, birinci gün ikinci gün, üçüncü gün diye de. Bu yöntem bilginin çok ulaşılabilir olmadığı zamanlarda çok daha fazla geçerliydi. Ben, herkesin elinin altında google, wikipedia, lonely planet, trip advisor gibi araçların olduğu bir dünyada aynı bilgileri tekrarlamayı çoğu zaman yersiz buluyorum. Sadece daha iyi SEO, daha iyi stil, daha iyi görsel kullanarak daha çok okunacak seyahat yazıları yazmaya çalışan bir gezgin olmak istemiyorum. Benim istediğim gezdiğim yerlerde en fazla ilgimi çeken, en fazla etkileyici bulduğum detayları masaya yatırmak, döndükten sonra o detay hakkında daha fazla bilgi sahibi olup gezinin belki de ufak bir parçasını teşkil eden o minik ayrıntıyı yansıtmak. Her geziden bir kaç böyle ilgi çekici detay bularak berrak olmayan ama czip bir mozaik yaratmak. Okuyuculara düşen ise standart kaynaklardan elde ettikleri şablonu ya da kaba hatlarıyla resmedilmiş tuvali benim sağladığım detaylar ile renklendirmek.

Periyar'dan Madurai'e giderken, dağların arasında, çay bahçelerinin ortasında büyük bir kilise. İngiliz koloni devrinden kalma, ancak bu gün bile cemaati var..
Bu yüzden örneğin Bhutan hakkında standart bir gezi yazısı yazmak yerine Bhutan'ın meşhur Bhutan Milli Mutluluk Endeksi'ni anlatmayı seçtim. (Sanmayın ki Bhutan artık rafa kalktı. Tam aksine Bhutan hakkında daha didiklenecek çok detay var, sırası gelecek) Aynı şekilde Güney Hindistan Turumdan bahsederken de Meenakshi Tapınağı'na özellikle önem verdim ama Chennai'den çok fazla bahsetmeyeceğim ileriki yazılarda.


Biliyorum ki bu yazma tercihi yeni ülkeler, yeni şehirler hakkında bilgi sahibi olmak isteyen okurlar için ideal değil. Ancak benim hoşuma giden stil bu. Kendimi Lonely Planet kitapları ile rekabet edermiş gibi hissetmek, televizyonda ucuz seyahat programları yapan bir sözde seyyah gibi görmek istemiyorum. Bu yaklaşım zaman zaman okuyucu sayımı azaltıyor olabilir ama yapabildiğim en iyi içeriği hazırlamak, yazarken keyif aldığım gezi yazılarını paylaşmak benim daha çok hoşuma gidiyor.

Peki siz ne dersiniz? Sizce benim yaklaşımım daha rahat okunur dha eğlenceli yazılara dönüşüyor mu? Aşağıda yorumlar kısmında düşüncelerinizi ekleyerek bu blogu zenginleştirebilir, benim de daha iyi yazılar yazmama vesile olabilirsiniz.
Gezi yazısı yazmak üzerine Gezi yazısı yazmak üzerine Reviewed by Pangaean on 1:39:00 AM Rating: 5

1 comment

  1. Pangaeancim, farkli olani az olani yapmak takipci sayinin hizla yukseltmese de iyi yaptigin her is orta vadede tutarli kalici takipcilerin olmasini saglayacagina eminim. Yazilarini bekliyoruz

    ReplyDelete