Güney Hindistan'a Gitmek İçin Beş Neden



Hindistan denince aklınıza Taj Mahal, Ganj Nehri, Varanasi, Holi festivali ve Bollywood filmleri mi geliyor? Yalnız değilsiniz. Turistik amaçlar ile Hindistan’ı ziyaret edenlerin çoğu için Altın Üçgen olarak da bilinen Delhi, Agra, Jaipur rotası, ya da Rajastan’ın çöl manzaraları yerine Ganj nehrini ve Varanasi’nin kaotik kalabalığını ekleyen varyasyonlar Hindistan’ı tanımanın en kısa yolu. Bu devasa ülkenin (3.300.000 kilometre kare, Türkiye’nin dört katından daha büyük) bir haftalık tek bir ziyaretle tanınması zaten mümkün değil ama az zamanda en çok ünlü atraksiyonu aradan çıkartmak isteyenler için Altın Üçgen tek seçenek. Ancak Hindistan’ın gezginlere sunacağı o kadar çeşitli coğrafyalar, kültürler ve doğal ve mimari şaheserler var ki…Bu yazımda genellikle ikinci planda kalan Güney Hindistan’a yoğunlaşmak ve Hindistan’a daha önce Altın Üçgen seyahati yapmış olanlar için olduğu kadar ilk defa gidecekler için de mükemmel bir tercih olduğunu anlatmak istiyorum.

1 – Yoğun Kalabalıklardan Kaçmak:


Hindistan’da Altın üçgen seyahati yapan pek çok insandan ilk duyacağınız yorumlardan birisi her yerin ne kadar kalabalık olduğu olacak. Neredeyse 1.4 milyar insanın yaşadığı ülkede nüfusun en yoğun olduğu şehirler kuzeyde, turistik altın üçgen çevresinde. Delhi’nin neredeyse otuz milyona varan kaotik nüfusu, Varanasi’de Ganja aynı anda yıkanmak için giren yüzbinlerce Hindu’nun yarattığı karmaşa ve bu büyük şehirlerin sokaklarındaki karınca yuvasını andıran hareketlilik. Bu kadar insan kimine fazla geliyor doğal olarak. Eğer hem Hindistan’ı ve bu muhteşem ülkeyi oluşturan kültürleri ve tarihini tanımak istiyor, ama aynı zamanda sizi boğan kalabalıklardan kaçmayı tercih ediyorsanız o zaman Güney Hindistan’da bir Tamil Nadu ve Kerala turu size iyi gelecek. Hem Hindu tapınak mimarisinin en muhteşem örneklerini görecek, Hindistan’ın dünya ekonomisine binlerce sene yön veren baharat ticaretinin kalbine gidecek ve eğer isterseniz Hindistan’ın en güzel tropik sahillerini ziyaret edebileceksiniz.

2 – Meenakshi Tapınağı: 


Güney Hindistan’ı ilk defa ziyaret ettiğimde beni belki de en fazla etkileyen yer Madurai’daki Meenakshi tapınağı olmuştu. Tamil Nadu eyaletinin bu en görkemli tapınağı aynı zamanda Hindu tapınak mimarisinin zirveye ulaştığı yer. Daha önce bu muhteşem tapınağa olan ilk ziyaretimi anlatan kısa bir yazı yazmıştım ama sadece bu tapınağın tarihi ve mimarisini anlatan sayfalar dolusu bir yazı yazabilir ve yine de hakkını veremeyebilirim. Tamil Nadu eyaleti yüksek kuleli Hindu tapınaklarının en yoğun yer aldığı bölge ve eğer yolunuz Madurai’e düşmezse büyük ihtimalle başka bir devasa Hindu tapınağını ziyaret edeceksiniz demektir. Eğer olur da Madurai’de Meenakshi tapınağını ziyeret edecek olursanız mutlaka akşam seremonisine katılmaya çalışın. Kalabalık olacak ama gerçekten unutulmaz bir tecrübe edineceksiniz. Binlerce Hindu’nun her akşam da 19.30 da bir araya gelip tanrı Shiva’yı temsil eden sandığı Parvati’nin odasına taşımasını, sonra da her sabah 5.30’da Parvati’nin yanından kendi odasına geri götürmesi eşine az rastlanan bir inanç ve bağlılık gösterisi.

 3 – Periyar ve baharat bahçeleri:


Kerala ve Tamil Nadu arasında iki büyük karayolu var. Birisi Güney’den ve sahile yakın bölgeleri birbirine bağlayarak ilerlerken diğeri dağlık orta kesimden iki eyaleti bir araya getiriyor. Periyar iki eyaletin sınır kesimine yakın, dağlık bir bölge. İngiliz sömürge idaresinin inşa ettiği barajlar, Asya fillerinin cirit attığı milli park ve elbette Hindistan’ın baharat üretimi ve ticaretinin kalbi olan baharat bahçeleri ile meşhur. Daha önce Periyar veBaharat Bahçeleri ile ilgili kısa bir yazı yazmıştım. Daha da fazlasını hak ediyor gerçi. Sahile yakın bölgelerin rutubetli havasının yerini ferah dağ atmosferine bıraktığı Periyar’da Spice Vİllage gibi bir sıfır emisyon otelde konaklamak, bir baharat plantasyonunda onlarca cinsi baharatın nasıl yetiştirildiğini görmek ve pek çok baharatın hiç tahmin etmeyeceğiniz bitkilerin yaprağı, kökü, tohumu ya da meyvesi olduğunu öğrenmek ufkunuzu genişletecek.

4 – Ayurveda :


Son yıllarda ayurveda tedavi ve arınma kürleri pek bir moda oldu. Eğer Hindistan sizi mistik sanatlar ve geleneksel doğal tedavi ve terapi yöntemleri ile de çekiyorsa mutlaka Güney Hindistan’daki ayurveda detoks ve terapi kürlerine bir göz atmalısınız. Kuzey Hindistan daha çok yoga ve meditasyon merkezleri ile bilinirken Güney Hindistan daha çok Ayurveda yöntemleri ile biliniyor. Ayurvedik tıp tüm terapi ve arınma pratiklerinin tüm bedene ve ruha yayılması (holistik) prensibi ile yola çıkıyor. Yine sadece bu konuda bir yazı dizisi bile hazırlamak mümkün ama benim bu konuda tecrübem henüz daha az olduğu için sadece bir parmak bala çalarak bırakıyorum.

5 – Mutfak : 


Hint yemeklerinin ne kadar baharatlı olduğu malumunuz. Hint ve diğer güney Asya mutfakları herkese göre değil. Güney Hindistan da buna bir istisna teşkil etmiyor açıkçası. Ancak baharatlı sosu oluşturan körilerin bileşimi Güney Hindistan’da Kuzey’e göre değişkenlik gösteriyor. Öncelikle etli yemeklerden çok sebzeli köriler ağırlık kazanmaya başlıyor. Soslara çok karakteristik bir tat veren Hindistan cevizi suyu soslara ekleniyor ve Kuzey Hint mutfağında hep geri planda kalan balık yemekleri ön plana çıkmaya başlıyor. Benim kişisel düşüncem Güney Hint mutfağının ağız tadıma daha uygun olduğu yönünde.

Son söz: Hindistan kendi başına bir kıta sayılır. Tek bir seyahat ile Hindistan’ı tanımak, bu kadim ülkenin çeşitliliği ile baş döndüren kültürünü sindirmek mümkün değil.  Eğer Kuzey’i gördüyseniz, tipik bir altın üçgen gezisini yaptıysanız Hindistan’da göreceğinizi gördüğünüzü düşünmeyin. Güney Hindistan’a bir gezi ayarlayın. Sizi Delhi ve Agra’dan çok ama çok başka bir dünya bekliyor.

Güney Hindistan'a Gitmek İçin Beş Neden Güney Hindistan'a Gitmek İçin Beş Neden Reviewed by Pangaean on 9:41:00 PM Rating: 5

No comments